Articles

Savaşçıyı Savaştan Sonra Öldürmek…

In aztekler, aztekler kimdir, ölüm, barış, karışık, kültür, ordan burdan, savaş stratejileri, savaşçılar, savaşta aztekler on Mart 15, 2010 by yusufmirza

Aztek Krallığı hakkında herkes az ya da çok bilgi sahibidir. Orta Amerika’da bugünkü Meksika’dan, Arjantin’in kuzeyine kadarki coğrafyaya hükmeden bir imparatorluk kuran Aztekler, kendilerine has tarım teknolojilerine, üstün bir astronomi bilgisine ve ilginç bir dine sahiptiler. Bölgelerinde kendilerine tehdit oluşturabilecek her türlü topluluğu bertaraf etmişler ve hakimiyetlerini sağlamlaştırmışlardır. Bu hakimiyet, Cortez ve askerlerinin Orta Amerika’ya ayak basmalarıyla son bulmuştur. İspanyol koloniciler, Aztek halkının tamamına yakınını yok ederek, 1521’de, Aztek kültürüne son vermişlerdir.
Aztekler hakkında en çok bilinen şey, insan kurban etme törenleridir. Bölgeye gelen İspanyollar, Aztekler’in bu geleneklerini görünce, dehşete kapılmışlar ve buna bir anlam verememişlerdir. Aztekler’e göre, Tanrı her daim sinirlidir ve gazabını hiçbir zaman geciktirmez. İnsanlara acı çektirmek ve onları cezalandırmak için çok büyük bir isteğe sahiptir. Ayrıca güneş de her gün doğması için kendisine kurban verilmesini istemektedir. Bu sebeplerden dolayı Aztekler, kendilerini hergün Tanrı’ya ve güneşe kurban vermek zorunda hissetmişlerdir. Bunu da hiçbir zaman aksatmadan yapmışlardır.
Aztekler, savaş sırasında düşmanlarını öldürmeyip, esir almaya çok büyük özen gösteriyorlardı. Bunun sebebi ise, yukarıda bahsettiğimiz insan kurban etme ayinlerine her gün insan karşılamanın, nüfusu uzun vadede büyük zarara uğratacak bir uygulama olması idi. Aztekler de, savaşları bu zarardan kaçınmak için yapıyorlardı. Savaşlarda düşman savaşçılarını öldürmek yerine onları esir alıyorlar ve ileride yapacakları törenler için, bir nevi stokluyorlardı.


Aztekler’in yaptıkları tüm savaşları bu amaca indirgemek belki yanlış olur, ama savaşların amaçlarından birisinin bu olduğu bir gerçek. Azteklerden geriye kalan savaş aletleri incelendiğinde, bu silahların amacının bir insanı öldürmekten çok, yaralayıp, savaş dışı bırakmak olduğu görülmektedir. Ayrıca, Aztek savaşçılarının askeri yapı içerisinde sahip oldukları seviye(tam olarak rütbe değil), aldıkları esir sayısı ile doğru orantılıydı. Savaşta çok sayıda düşman esir alan savaşçılar, toplumda saygın ve korkulan bir yere sahiplerdi. Toplum içerisinde yaptıkları her türlü kabalığa ve küstahlığa göz yumulurdu. Eğer bir savaşçı, savaşta az sayıda esir almışsa, ordudan atılır ve ömrünün geri kalanını çiftçi veya tüccar olarak geçirirdi. O yüzden, savaşta çokca esir almak bir şeref meselesi idi. Savaşta iki dost savaşçıdan birinin aldığı esirlerin birini veya bir kısmını diğer dostuna vermesinin cezası ölümdü. Bazı hızlı ve çevik savaşçılar ise arkalarından aldıkları esirleri toplayacak adamlara sahipti. Bu savaşçılar savaşta kaçan düşmanın arkasından süratle koşarlar ve yaraladıkları düşman savaşçısıyla vakit kaybetmeden diğer düşmana savaşçılarına yönelirlerdi. Onu arkadan takip eden adamları onların yaraladığı düşman savaşçılarını bağlar ve bir araya toplarlardı.

Savaşın bitmesinden sonra, toplanan tüm esirler, kendilerini esir alan savaşçının sorumluluğuna verilirlerdi. Bu savaşçı, kendi esiriyle, çocuklarıyla ilgilenir gibi ilgilenirlerdi. Onu evinde barındırır, karnını doyurur ve onu kurban edilecekleri güne hazırlardı. Başına gelecekleri, kendisini nasıl vahşice kurban edeceklerini ona detaylıca anlatırdı. Bazen bölgede yaşayan gençler esiri görmeye gelirler, onunla güleryüzle muhabbet ederlerdi. Bu muhabbetlerin büyük bir kısmında esiri aşağılarlar ve ona hakaret ederlerdi. Bu süreç, esirin kurban edileceği güne kadar sürerdi. Esirin kurban edileceği gün, esirin sahibi olan savaşçı, esire son telkinlerde bulunur ve onu baba şefkatiyle kucaklardı. Sonra da onu kurban edileceği yere götüren savaşçılara teslim ederdi. Esir de bu sırada, kahramanlık türküleri söyleyerek zorluk çıkarmadan kurban edilmeye giderdi.
Aztekler’in esirleri tanrıya kurban etmek için değişik yöntemleri vardı. En çok bilinen yöntem, şüphesiz tapınağın basamaklarında kurbanın kalbinin sökülmesi ile gerçekleştirilen tören biçimiydi. Ama kurban törenleri çoğu zaman daha da korkunç olurdu. Örneğin, “kana bulama töreni” gibi. Bu törende kurban bir platform üzerine iple bağlanır, eline ise kendisini savunması için bir topuz veya mızrak verilirdi. 4 Aztek savaşçısı ellerinde bıçaklarla kurbana saldırırlar ve kurbanı bu bıçaklarla yaralamaya çalışırlardı. Kurbana öldürücü yaralar vermemeye özen gösterirlerdi. Çünkü bu törenin amacı, kurbanın vücuduna aldığı yüzlerce bıçak darbesi sonucu kan kaybından ölmesiydi. Kurban da kendisini ümitsizce savunurdu. Tabii ki, en sonunda vücudunda hal kalmayıp çöker ve bir kaç darbeden sonra can verirdi.
Bir diğer törende de, kurban ateşten bir çember ortasına alınır ve daireler içizerek koşardı. Koşarken de kahramanlık türküleri söylerdi. Çemberin etrafındaki insanlar da meşaleleriyle onu yakmaya çalışırlar, onu yakalayıp kemiklerini kırarlardı. Esir arada bir halsizlikten yıkılırsa, hemen nazikçe ayıltılır, kendisine yiyecek be içecek bir şeyler ikram edilir, cesaretlendirici sözler söylenir ve törene kalındığı yerden devam edilirdi. Sabaha karşı, esir bir kazığa bağlanır ve kızgın demirlerle dağlanarak öldürülürdü.
Bu törenlerden sonra ölünün başı kesilir ve kesik baş tapınağa götürülürdü. Ölünün bedenini ise, onu esir eden savaşçı alırdı. Savaşçı esirinden arta kalanları 1 ay boyunca ailesi ile birlikte yerdi ve onun yasını tutardı. Esirin yüzülmüş derisini de 1 sene boyunca sırtına giyerdi.
Aztekler’in bir seferde 4 gün içerisinde 80.000 savaş esirini, değişik yöntemlerle kurban ettikleri söylenir. Aztekler ile benzer kültüre sahip esirler için ise bu durum katlanılması gereken bir sondu. Onlar da bu durumu tevekkülle kabul etmişler ve zorluk çıkarmamışlardır. Çoğu esir için kurban edilmek bir onurdu. Hatta, kurban edilmeyen bazı esirlerin geri dönüp, kendi istekleriyle kurban oldukları bilinmektedir.
Kurban törenleri sırasında uygulanan korkunç yöntemleri bir kenara bırakırsak, Aztekler’in esirlerini savaştan sonra öldürmelerinin, sonuçları itibariyle, diğer savaşlardan bir farkı yoktur.

Bir Avrupalı’nın dediği gibi, “Avrupa’daki savaşlarda, savaş sırasında binlerce savaşçı ölürken, Aztek savaşlarında binlerce savaşçı, savaştan sonra ölmüştür. Sonuç itibariyle değişen birşey yoktur…”


                                  John Keegan A History of Warfare(Savaş Sanatı Tarihi)
                                                Koltukgenerali.blogspot.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: