Articles

Selvi Boylum Al yazmalım

In cengiz aytmatov, edebiyat, kadir inanır, kırgız edebiyatı, selvi boylum al yazmalım, selvi boylum al yazmalım resimleri, selvi boylum eleştirileri, türkan şoray on Mart 12, 2010 by yusufmirza

Üçüncü Dünya edebiyatının aslen bir ulusal alegoriden ibaret olduğunu söyleyen bakış açısından da okunabilecek bir filmdir, Selvi Boylum Al Yazmalım. Meselenin iki evrensel değerin, sevgi ve emeğin karşılaşması olduğu şeklindeki bakışı bir yana bırakıp okumaya kalkıştığımızda elde hiçbir şeyin kalmayacağını düşünmek mümkün değildir. Sevgi’nin yerine yerelliliği, geleneksel Kırgız hayat tarzını ve hissiyatını; emek’in yerine ise evrenselliği, bir büyük anlatıyı, sosyalist hayat tarzını ve hissiyatını koyarsak, masanın üzerinde bambaşka bir karşılaşma buluruz.
Selvi-Boylum-Al-Yazmalim-15Film bir de bu karşılaşma, meselenin aslen bu da olabileceği varsayımı üzerinden çözümlendiğinde, filmin her planı, her diyaloğu, her mekânı, her bakışı, mimiği ve yüzünün bir ulusal alegorinin inşasına hizmet ettiğini görmek mümkündür. Pastoral sahnelerin bütün yumuşaklığı ve barındırdığı romansı karşısında şantiyenin sert ve kuru atmosferi sözünü ettiğimiz bu çelişkiyi, karşılaşmayı, hesaplaşmayı hikâye zamanı içerisinde adım adım keskinleştirir, sonunda da gerilimi doruğa taşıyarak aklın ve duygunun, söz ve eylemin, kelimeler ve jestin uzlaşmaz bir hâlde birbirinden ayrı, birbirine gayrı düşmesine yol açar.
Yoksa Asya neden aklıyla bulduğu cevabı kalbine yerleştirememiş olsun ki! Seçimi hiç kimse yapmamıştır aslında, Samet’ten başka… Samet’se yarına ertelenmiş bütün cevapları saklayan asıl kahramandır ve sadece bir çocuktur, bütün karar bir çocuğun iradesine terk edilmiştir. Yetişkinlerin dünyasında oysa, aklın ve kalbin cevapları kendi yerlerinde sapasağlam durmuş, kalmış, ait oldukları anlam evrenini terk etmeye bile yeltenmemiştir.
Âşıklar güzeldir, kırılgandır, hayırsızdır, kederlidir, hasretle maluldür. Belki de tıpkı Kırgızistan gibi, memleket gibi, onca aşkın ortasında çaresiz, derbeder, şaşkın, akılsız kalmıştır. Ne dermanı vardır aslında soruların cevabını bulmaya, ne de takati bir aşkı emek ile korumaya, saklamaya, paylaşmaya. Ama aşktır işte, memlekettir, akıbeti aşktan gayrı her şeye yazgılıdır.
Üçüncü Dünya edebiyatının bir ulusal alegori olduğu iddiası kuramsal tartışmalar literatüründe bertaraf edilmiş gibi görünse de, ben kendi adıma hâlâ verimli okumalara geniş kapılar açabilecek potansiyeli olduğunu düşünenlerdenim. Selvi Boylum Al Yazmalımı bu kapılardan geçerek okumayı seviyorum, öyle de kalmasını istiyorum. Aşka bütün kalbimizle inanmak ve emeğe bütün aklımızla değer vermek dışında arlı namuslu ne kaldı ki bu hayatta zaten elimizde.
Âşıklar güzeldir, kırılgandır, hayırsızdır, kederlidir, hasretle maluldür…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: