Articles

Tabutta Altın Gol Aslında…:)

In ahmet uğurlu, filmler, sinema, tabutta filmi, tabutta rövaşata, tabutta rövaşata filmi izle, tabutta rövaşata müzikleri, tabutta rövaşata resimleri on Aralık 22, 2009 by yusufmirza

Derviş Zaim’in 1996 yılında yazıp yönettiği Tabutta Rövaşata,izleyenlere tam anlamıyla sağlam bir dayak atar.Filmin etkisinden kurtulmak kolay kolay her babayiğidin harcı değildir açıkçası.Çok sevdiğim bir arkadaşıma izlettiğimde “bu ne biçim film lan” demesi gibi çatlak sesler de çıkabilir ama filmi pek kavrayamamış ayagı yere basmayan eleştirilerdir bunlar.Herkes sevmeyebilir tabi ki ama en azından benim için film,Türk Sineması‘nın gelmiş geçmiş en önemli eserlerinden biridir.Gerçekten etkisi her daim hatırlanabilecek film eleştirmenlerini bile yoracak düzeyde,müziklerinden her karesine kadar farklılığı hissedilen bir film…
Film,Mahsun adındaki bir garibanın hayatından kesitler sunar bizlere.Mahsun sokaklarda yaşayan,ordan burdan buldugu paralarla hayatta kalmaya çalışan,halk arasında “şarapçı” diye tabir edilen bir evsizdir.Hani yolda,sokakta çöp tenekelerini karıştırırken gördüğümüz,saçı sakalı birbirine karışmış,yanından geçerken sanki o orda değilmiş gibi davrandığımız adamlardan.
Figüran bile olamaz o adamlar bizim hayatımızda.Sokaktaki kediyle köpekle bile yeri gelince göz göze geliriz ama o adamlarla göz teması şöyle dursun,farketmeyiz bile orda olduklarını.
İşte Derviş Zaim filminde,o adamlardan birinin hikayesini anlatır bize.Aslında bir hikaye bile değildir belki bu.Bir girişi gelişmesi ve sonucu yoktur filmin.O yüzden de belki izlettiğiniz arkadaşlarınız “bu neydi şimdi..beynimi yedin lan,gitti iki saat” diyebilir size.
Ahmet Uğurlu‘nun mest eden oyunculuğu ile hayat bulur Mahsun Süpertitiz.Sanki oynamaz o karakteri Uğurlu,sanki Derviş Zaim gerçekten yoldan çevirdiği bir evsizi oynatır filminde iki şişe şarap karşılıgında.

Tuncel Kurtiz gerçekten döver Mahsun’u Reis rolünde.Gerçekten Reis’tir de Marmara’da gemisini batırmıştır Mahsun.

Ayşen Aydemir “Mahsun beni Taksim’e götür” diye bağırırken,uyuşturucu krizlerine girerken,iki kuruş paraya leş kargalarının altına yatarken içi gider izleyenin.Ayşen de oynamaz sanki.1999’da henüz 35 yaşında kanserden hayata gözlerini yumdugu haberi geldiğinde aklıma ilk olarak “uyuşturucudan mı acaba” sorusu gelmesini sağlar tek filmi ve tek rolüyle.Adını bile bilmediğimiz eroinman kız olur hafızamızda.




Babazula film müziği nasıl yapılır diye bağırırken,Yansımalar acıtır canımızı “Bab-ı Esrar” ile.Mahsun,çarptıgı köpeğin kan izlerini silerken arabadan,kızın elinde sigara ile onu seyretmesi içimize dokunur Bab-ı Esrar ile.”Ne var ki bunda kız adama bakıyor” deriz ya gerçek hayatta;ama Bab-ı Esrar kulagımızdan girer,Mahsun’un yaşlanmış yüzünde kalan çocuksu telaş kalbimizi acıtır,kızın sigarasının dumanı gözümüzü yakar sanki.Titanikleri batırmaya gerek kalmaz gözyaşı döktürmek için.Her gün görüp yüz çevirdiğimiz bir sahneyi gözümüze sokarak yapar bunu Derviş Zaim.


Filmi yazıp yönetmemiştir sanki.Gizli bir kamera zulalamıştır Mahsun’un hayatta kalmaya çalıştığı yerlere.Gizli kamera görüntülerinden kurguladığı 2 saatlik bir kliptir sanki bu.Yutmuşuzdur biz de bunu film diye.Hikaye falan değil sıkıldım deriz.Gerçektir çünkü bize sunulan.Acıtır canımızı yüz çeviririz.”Bu filmin hikayesi yok” deriz.
Filmin DVD kapağında şu sözler yer alır :
“Mahsun, falakadan şişmiş ayaklarıyla yeraltından çıkıp yeryüzü dünyasına karışır her sabah. bmw’yi çalmamıştır, otomobil çalmaz mahsun, sizin yaşamınızdan bir gecelik rahatlık çalar. otomobilinizin rahat koltuğunu çalar, geceleri dolaştığınız şehrin aydınlığını çalar.

Bir kadın sever mahsun. bir şilep geçer kadının gözlerinden, eroin dolaşır damarlarında, kadının saçları dolaşır Mahsun’un aklına. bir tekne batar sevdiğinin yüzüne dokununca. hergün bir düş batar mahsunun denizinde, hergün yeni bir düşe inanır mahsun inatla, yaşama inandığı için.”
Evet Mahsun araba çalar.Ama sabahında çaldığı arabayı götürür aldıgı yere bırakır.Onun konforu bile emanettir.

Mahsun şarap içer çünkü şarap biraz da olsa onun içini ısıtır.Biz kalın kalın montlarımızla gezerken bile “götüm dondu bu ne soğuk” derken kendimizi sıcacık mekanlara atarken onun en lüks koltuğu izbe bir banktan ibarettir.İşte bu yüzden soğuktan dişleri birbirine vururken önce aç karınını doyurmak değil,içim ısınsın diyerek şarap almak gelir aklına.Ama bizim için şarapçı serserinin tekidir Mahsun.
Araba mı kayboldu gidip Mahsun dövülür.Tamam gerçekten o çalmıştır belki…Tabutta Rövaşata’nın hikayesi şudur diyemem size,anlatamam kaba hatlarıyla,çıkaramam özetini.
Belli bir hikayesi yoktur belki sağlam temellere oturan,ama güzel olan budur zaten filmde.Sinema bize illa bir hikaye sunmak zorunda değildir.Bazen tehlikeli bir araba takibi sahnesi yerine,Mahsun’un bir tavuskuşunu kovalaması daha çok heyecanlandırabilir insanı.

Mahsun’un eroinman kıza heyecanla pamuk getirdiği sahne,güzel kızla yakışıklı erkeğin öpüştüğü vurucu bir aşk sahnesinden daha fazla etkileyebilir bizi.

Dedim ya Titanik’i batırmaya gerek yoktur iç yakan bir sevdayı anlatmak için.Göz teması bile yoktur Mahsun’un sevdasında.
Derviş Zaim,Tabutta Rövaşata ile topu doksana takarken,bizler özetine bile tahammül edemediğimiz maçı izlerken buluruz kendimizi.Kimimiz yüz çevirir yine,kimimiz gözyaşı döker önceki yüz çevirmelerine..


Bir Yanıt to “Tabutta Altın Gol Aslında…:)”

  1. gerçekten herkesin izlemesi gerek:D:-o

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: