Articles

Bir Arayış Postmodernizm(Bölüm-1)

In başyazılar, bilimsel makaleler, felsefe yazıları, modern yaşam, posrmodern, postmodern eleştirileri, postmodern yazıları, postmodernizm, postmodernizm tartışmaları on Aralık 8, 2009 by yusufmirza

Postmodernizm yeni bir hayat tarzı getiren, yeni bir batı düşünce akımı olarak kabul edilebilir mi? içinde bulunduğumuz dönemi anlamamıza (anlamlandırmamıza) yardımcı olabilir mi? Postmodernizm bir tepki midir, yoksa yüzyıllardan beri süregelen bir arayışın 21. yüzyıla taşınan yeni bir versiyonu mudur? Kimine göre artık postmodern bir çağa girdik. kimine göreyse modernizmin son dönemlerindeyiz, henüz postmodern süreç başlamadı. Şöyle veya böyle, sonuç itibariyle birçok yeni oluşumu, programı ve eşyayı “postmodern” nitelemesiyle tanımlıyor, alışılagelenden farklılığını bu şekilde vurguluyoruz.Özellikle 1990’lı yıllarda batıda tartışma konusu olmaya ve az çok belli bir çerçeveye oturtulmaya başlayan postmodernizme dair yakın zamanda birçok eser kaleme alındı. 1980’li yıllara ait eserlerde pek rastlanmasa da, 1990’ların başında yayımlanan ansiklopedi ve sözlüklerde postmodernizmin tanımı, plastik sanatlarda modernizmi reddeden akım olarak verilirken, daha sonraları, eklektizmle ve teknikten vazgeçmekle karakterize olan akım şeklinde, daha geniş yeni tarifler de getirilir oldu. Yani zaman içinde görüldü ki, bu reddediş sadece belli.bir alana münhasır olmayıp, bir bakıma, Ikinci Dünya Savaşı sonrası pesimist hippi akımlarının ruhunu da kısmen bir nüve şeklinde içinde taşımaktadır.
“Postmodernizmden ne anlaşılacağı” sorusunun cevabını kolaylaştırmak için, daha tanıdık bir kavram olan modernizm üzerinde bir kez daha düşünmemiz gerekecek hiç şüphesiz. Anglo-sakson literatüre baktığımızda, modernizmin, “ne pahasına olursa olsun modern olanı, yani bu çağa ait olanı arama, modern olanı tercih etme eğilimi” olarak tarif edildiği görülmektedir. Mesela modern eğitim-öğretim, “modern bilimlerin ve yaşayan dillerin birlikte öğretilmesi” olarak tanımlanmaktadııt Tabii, burada modernizm vak’asını kime göre, hangi referansla tanımlayacağımız da önemli. Modernizmi sağlıklı tanımlamak için, onu bütün boyutlarıyla yaşıyor olmak gerekecek mi?

Söz gelimi, Amerikalı veya Fransız bir düşünüre mi ait olacak modernizmi tarif etme endişesi, yoksa olayı daha ziyade dışandan gözleyen Senegalli veya Hintli bir düşünürün de bu konuda söyleyeceği şeyler olacak mı? Bu soru önemli; çünkü, eğer batı postmodern süreç içinde ise, batı mahteçli her gelişmede olduğu gibi, bu da her şeyden önce onun meselesi. Dolayısıyla, “postmodernizm tartışmasının kime ait olduğu?” sorusu sorulabilir. Aslında modern zamanlarda her bakımından batı etkisine açık toplumlar bu gibi süreçlerden dolaylı olarak da olsa etkilendiklerine göre, modernizmin sonuçlarını, sadece onun doğduğu, geliştiği ve yaşandığı coğrafya ile sınırlandırmak mümkün değil. Tabi? buna net olarak modernizm değil de, modernizmm diğer toplumlardaki doğrudan ve dolaylı yansımalan denebilir; söz gelimi, atom bombalarının kullanılması, nükleer denemeler, ırkçılık, bölge savaşları, petrol savaşlan, etnik soykırım, terörizm, mültecilik, teknoloji transferi, montaj sanayii gibi (Görüldüğü üzere, batı modernizminin diğerlerine yansıması ömeklendirilmek istendiğinde menfi sonuçların ağır bastığı bir tabloyla karşılaşılmaktadır). Şu halde, modernizm ve postmodernizm tartışmalarına, alışılagelen deyimle, Üçüncü Dünya’nın da katılmasında herhangi bir mahzur olmayabilir. Peki, modernizmin sona erdiğini, postmodern sürece girildiğini ileri sürenler, modern dönemlerin yukarıdaki ürünleri için bir son kullanma tarihi verebiliyorlar mı? Bu soruya olumlu cevap vermek zor.
Mesela, ekonomik sebeplere dayanan mülteci akımları devam ediyor, terörizm geçmiştekinden de acımasız ömekler verebiliyor. 1991’deki Körfez Harbi, modern dönemlerin lokomotifi olan petrol için yapıldı, fakat önceki tüm petrol çatışmalarından oldukça farklıydı (yoksa bu postmodern bir savaş mıydı?). Meselâ, modern zamanların fetişizmi olan açık artırma kültü bütün hızıyla devam ediyor. (Serdar ve diğ., 1997). “Sürdürülebilir kalkınma”, “sürekli büyüme”, “sürekli tüketme” modellerini olmazsa olmaz nev’inden ilkeler şeklinde anlayan modern ekonomiler, kendi sonları anlamına gelen “normal taleplere göre üretme”, “daha az kazanma” ve “daha az tüketme”yi tabii ki benimsemiyorlar. Tamamen kullanılmayacak duruma gelmeden, yapı ve fonksiyonlarıyla sağlam ve işler durumdayken, her türlü endüstriyel ürün için “eskisini at, yenisini al!” veya “eskisini getir, yenisini götür!” şeklindeki modern zamanlara ait anlayış halen sürüyor (Yoksa, geçmiş yıllarda sadece varılırdı insanlarla sınırlı kalmış olan bu uygulama artık postmodern bir tüketim tarzı haline mi gelmiş bulunuyor?).
Postmodernizmin misyonu?
Postmodernizmi, kurallarına uymamız gereken, fakat bizzat kendisi kuralsızlık üstüne oturan kaçınılmaz yeni bir süreç şeklinde takdim edenler, bunun temel değerler açısından neyi değiştireceğini, ne gibi bir iyileştirici etkide bulunacağını düşünüyorlar? Sanal gerçekliğin, internet ortamının, hızlı iletişimin, aktif öğrenmenin, hızlı okuma tekniklerinin, görsel ağırlıklı eğitim verilen yeni tip okulların, iş yerini eve veya başka mekanlara taşıma şeklinde yaygınlaşan tele-iş altenatifinin, kısacası postmodern kültürün öğeleri olan tüm bu yeni metodlann, modern toplumlarda hayata ve insana bakış açısını, mevcut düşünce temellerini sorgulayacak gerçek bir inkılab gücü var mı?!.. Bu yeniliklerin böyle bir gücü ve iddiası yoksa, daha da önemlisi, bu sorular bu yeniliklerin ilgi alanına girmiyorsa, bu ölçüde gürültü çıkarmak neden? Yukanda sayılan postmodern kültürün unsurları hepsi tek tek belli bir yeniliği ve verimliliği getirebilir belki, fakat modern ferdin zihninde yeni bir sentez sağlayabilir mi? Zihni bölünmüş, dağılmış, “sürekli yenilik” kültürün esiri olmuş, insana ve hayata dair kucaklayıcı bir kıvama ulaşamamış, bunun üzerinde düşünecek vakit bulamamış modern toplumlar açısından postmodernizm; ne getirecek, neyi değiştirecek?
Düşünmek istemiyorum! O halde durmak yok! Modern zamanlardaki tatminsizlik hissinin en önemli sebeplerinden biri, yenilildere veya yenilik olarak takdim edilen her şeye çok kısa zamanda ve de giderek daha kolay bir şekilde ulaşılması ve bunların aynı süratle eskitilip yeni yenilikler aramaya kalınan yerden devam edilmesidir. Buna göre hayatın akışı asla rutin olmamalı, monotonlaşmamalıdır. Çünkü monotonluğun getireceği boşluk hissi, yaşanan hayatın anlamını sorgulamaya, yani düşünmeye iter insanı, hem de ümitsizce. Bu ruh hali korkutucudur. Zira o anda hayat insana anlamsız gelebileceği gibi, ölüm de bir yokluk gibi görünür. Bu hali yaşamamak için asla düşünmemek, dolayısıyla düşünmeye yol açabilecek bir boşluğa meydan vermemek, bunun için de hayatın monoton hale gelmesine yol açmamak gerekmektedir. Bu ise, sonsuz sayıda değişken üretilmesiıi gerektirmektedir. Geçici tatmin aralıklarıyla kesilen bu sürekli susuzluk hissi insanda değişmeyen prensipler ve değerler anlayışını ortadan kaldırır. Hayata artık değer ölçüleri değil, ölçüsüzlük hakim hale gelir. “Sonsuz çarpı sonsuz” sayıda düşünce, yol, üslup, hüküm ve doğrularla dolu bir hayat kurgulanır böylece. Toplumsal ilişkilerde, Sanatta ve düşüncede artık kıstas yoktur veya Sonsuz sayıda kıstas olabilir. Çünkü birey sürekli kıstas değiştirme oyunu oynamaktadır (age.,s.47) ve hayata kuralsızlık hakimdır (age., s. 50). Fakat, postmodern zamanlar, dünyevi hayatta ilgili bütün ihtiyaçları en üst düzeyde karşılanan modern insanın en önemli meselelerinden biri durumundaki manevi tatminsizliği çözebilecek enstrümanlara sahip gözükmemektedir, çünkü bu meseleyi yanlış teşhis etmekte, en azından anlamaya çalışmamaktadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: