Articles

Hijyenik Aşklar(Yılmaz Erdoğan Bölüm-1)

In bir demet tiyatro, hijyenik aşklar, kitap bölümleri, kitap oku, normal mizah, tiyatro, yılmaz erdoğan, yılmaz erdoğan kitapları, yılmaz erdoğan oku on Kasım 27, 2009 by yusufmirza

Hikayeden bir merhaba yazısı

Siz bu satırlari okuduğunuz sırada, ben çoktan ilk yazımı yazmış ve pürüzsüz bir heyecan içinde, yazının yarattığı etkileri merak ediyor olacağım. Acaba okunmuş muydu? Daha da önemlisi beğenilmiş miydi? Yoksa şu anda ben, ilk paragrafta okur tarafından terkedilmiş öksüz cümlelerin gariban yazarı mıydım? Bu yazıyı okurken başka şeyler düşünen okurlarla, hiçbir şey düşünmeden satırlar üzerinde düşüncesiz bir göz gezintisi yapan okurların toplamını, ülkedeki okuma yazma bilenlerin sayısına böldüğümüzde sonuç kaç olacaktı? Şu son yazdığım cümleyi ögelerine ayırabilecek kaç babayiğit vardı ülkemizde? Acaba şu anda ben daha önce okunmuş bir yazıyı yeniden yazmış olabilir miydim? (Ne dediniz bilmiyorum ama öyle demeyin, böyle bir felaket her an her yazarın başına gelebilir.)
Açık söyleyeyim; heyecanlıyım.
Dolaylı anlatayım; heyecanlı olduğumu söylersem yalan söylemiş olmam dersem, yalan söylemiş olmam..
Aslında bu kadar heyecanlanmaya gerek yok. Yazarsın klasik bir merhaba yazısı olur biter. Ama benim bu tür yazılarla ilgili sorunlarım var. Mesela şöyle bir giriş düşünelim:
Merhaba sevgili okurlar… Bundan böyle sizlerle her hafta bu sayfalarda bulusacağız.Ve ben size kalemim döndüğünce fikirlerimi, deneyim ve gözlemlerimi aktaracağım. Bazen benim fikirlerim sizi dönüştürecek, bazen sizlerden gelen tepkiler beni şekillendirecek. Umarım bu fikir alişverişi ülkemizin fikir hayatına bir katkı sağlar., vs.. vs.. vs..’
Oldu mu yani şimdi? Bu giriş paragrafını maddeler halinde inceleyelim:
1) “Merhaba sevgili okurlar…” Bu tümüyle sahte bir giriş cümlesi. Daha yeni tanışıyoruz, nereden çıktı bu sevgililik filan. Zeka sorunlu televizyon sunucuları gibi yaparak “sevgili” sözcüğünü çöpe dönüştürmenin manası var mı?
2) Merhaba yazısının ikinci cümlesi şu: “Bundan böyle sizlerle her hafta bu sayfalarda buluşacağız…”
Bak şimdi? Ne buluşması? En geç kaçta orada olacağız? Kaça kadar bekleyeceğiz? Yakınlara bir yere  cepten adres tarih mi alacağız? Buluşacakmışız!..
Türkçe de en sık taciz edilen sözcüklerden biri de ‘buluşma” dır.Radyoda buluşuruz, ekran başında buluşuruz, yeniden buluşmak dileğiyle ayrılırız… Buna eksiklik daha var Bundan böyle SİZLERLE buluşacağiz. Sizler ne demek? Siz zaten çoğul bir ifadeyken “sizler” ne oluyor? Sizler sizden daha mı çok yani? Kusura bakmayın bizler’ böyle saçma sapan sorunlara kafa yoran küçük bir grubuz. Hiç üzülmeyin
SİZLER BİZLER den daha kalabalıksınız. Biz biziz, BİZLER bile değiliz! 3) “Umarım bu fikir alışverişi ülkemizin fikir hayatına bir katkı Sağlar…”
Sağlamaz!.. Çünkü bu sözü edilen alişveriş meselesi tartışmaya açık.. Bir kere böyle bir alışveriş olacak mı? Belki de siz bu yazının bulunduğu sayfalara geldiğinizde, tuvaletteki işiniz bitecek ve dergi klozetin yanında bulunan eski sayılarin arasındaki yerini alacak ve sizden sonra gelecek olan müşterisini beklemeye koyulacak. Gayet iyi biliyorum ki siz de benim gibi, tuvalete biraz da kültürel ihtiyacını gidermek için gidiyorsunuz. Gerçi son dönemde sağanak halinde üretilen hafta sonu ekleri bütün tuvaletleri kuşatıp ülkenin entelektüel hayatına ağır bir darbe indirdi ama yine de hiç yoktan iyidir. Çünkü okunacak bir şeyin olmadığı tuvaletlerde kitap kurtlarının çektiği eziyeti ben bilirim. Bu yüzden mesela ben OMO nun hangi fabrikada ve hangi kimyasal bileşimlerle üretildiğini de bilirim. Listelerde yer almasa da en çok okunan yapıtlar arasinda deterjan kutulari önemli bir yer tutmaktadir.
Sözün özü “merhaba” yazılarının genel olarak ana fikri şudur: “Bu yazıyı okumasanız da olur. Sadece böyle bir yazarın artık bu dergide yazmaya basladığını bilin yeter!’
Öte yandan bana saçma gelen asıl konu şu.

Diyelim ki hiç tanımadığınız insanlardan oluşan hiç tanımadığınız bir ortama giriyorsunuz. Konuşmaya şöyle mi başlarsınız?
Gruba yeni katılan gerzek- Merhaba.. Ben artık sizin gruba dahil oldum. Bundan böyle işten arta kalan vakitlerde sizlerle bu kafede buluşacağım. Yeri geldiğinde espri yapacağim, yeri geldiğinde de esprilerinize güleceğim. Bazı zaman olacak fıkra bile anlatacağim. Ama biliyorsanız anlatmayayim tabii., O zaman ben
fıkrayı anlatırım, baktım ki biliyorsunuz bir daha anlatmam… Ayrıca anıların arasında size aktarmaya değer bulduklarımı hiç unutmamaya çalişacağım. Ve bunlari aktarırken konuşmama ‘hiç unutmam” diye başlayacağım. Böylece anılarımın ilginçliği ve hafızam konusunda size güven vermiş olacağım..
Böyle bir salağı hangi grup kabul eder ki.. Normal olanı, insanın adını söyleyip boş olan sandalyeye oturması değil midir?
Kısacası (Kısacası mı? Madem kısasını biliyordun iki saattir ne yazıyorsun?) sıraladığım nedenlerden dolayı böyle bir merhaba yazısı yazmadim.
Aslna bakarsanız siz sevgili’ okurlarla nasıl bir ilişki kuracağımı da bilmiyorum. Kafamda okur – yazar ilişkisiyle ilgili soru işaretleri de var çünkü. Okurun kafasında dağınık halde gezinen fıkircikleri derleyip toplayan, özneleyen ,tümleçleyen ,yüklemleyen biri midir yazar? Bunu yapabildiği oranda başarili, yapmadığı kadar da aykırı mı sayılır? Yani okur düşündüğünü düşünen yazarı mı sever? Ama bu durum yazarın varlığını gereksiz kılmıyor mu? Siz kendi! içinizde halledin, ben niye yazıyorum? Elbette ülkemiz de aykırı olmakla birlikte başarılı sayılan yazarlar da vardır ama onlar da sevimsizdirler. Ben hem sevimli,
hem aykırı, hem de başarılı olmak istiyorum, ne yapmam lazim?
Okurun tuhaf alışkanlıklarından biri de kimi sözlerin altını çizmektir. Bu durum ise yazıyı daha sonra okuyan kişileri depresyona sokar. Kimse bir yazıyı ‘salak olma, bu cümlelere dikkat et’ şeklinde bir uyarıyla okumak istemez Bu nedenle alti çizilmeye değer cümleler yazmamaya gayret edeceğim.
işte heyecanlı, hafif utangaç, çokça tedirgin bir ‘merhaba yazısının sonuna geldik. Önümüzdeki hafta bu sayfalarda buluşmak ümidiyle şen ve esen kalin vs. vs. vs…
Neyse…
Hayatın orasında burasında gelişigüzel seslendirdiğimiz sözler uçucudurlar ama yazının böyle yeteneği yoktur, yazdığınız yerde kalır.
Merhaba, ben GÜRBÜZ VURAL..
ekmek, kola, soda ve gazete için.
Bu sabah… Çok erken… Henüz uyanmamişken… Dün gecenin alkol ağırlığını üstümden atmadan, bir alkaseltzer tabletinden başka hiç kimseyle görüşmeye hazır değilken telefonun başında sinir içinde beklemeye koyuldum. Bakkalın telefonu sürekli meşgul çalıyordu. Bir esnafın telefonu meşgul çalamaz, çalmamalıdır. Ama çalıyor işte…
— Alo bakkal Hüseyin mi?.. Kimsin peki? Muttalip mi? Ha Hüseyin’in arkadaşısın öyle mi?
Arkadaşliğınızın derecesi nedir? Yani siparişimi sana söylersem Hüseyin’e iletebilir misin? Direkt görüşebiliyor musun kendisiyle? Ne demek “anlayamadim?’ Madem anlayamayacaksın niçin açıyorsun telefonu? Telefon çalınca kaldırıp alo’ demekle iş bitmiyor! Karşi tarafı anlama mecburiyeti var!.. Yanında dilimizi bilen kimse var mı? Hüseyin nerede peki? Ne zaman gelir Tekel’den.. Yani Hüseyin hiçbir şey söylemeden Tekel’e gidiyor ve yerine hiçbir işe yaramayan bir Muttalip bırakıyor öyle mi? Muttalip, sayende telefonumuzu dinleyen arkadaşlar açısından son derece sıkıcı, manasız bir konuşma oldu… Telefonu kapatmasını biliyorsun değil mi Muttalip? O elindeki ahizeyi aldığın yere koyacaksn… Yap bakaym…
Muttalip telefonu kapatmayı başardı. Artık iki tablet alkaseltzere ihtiyacım vardı.
Çok hızlı giyindim. Eşofman altına iskarpin giyecek kadar şuursuz ve sinirli bir şekilde asansörü çağırdım. Evet artık kuşkum kalmamiştı, tümüyle aksilikler üzerine kurulmuş, sinir bozarak güldürmeyi deneyen bir komedi filminin içindeydim: Asansör bozuktu. Söylemeye gerek yok, altıncı katta oturuyorum. Asansörse zemin katta derin bir sessizlik içinde.
Bu sabah… Çok erken… Henüz uyanmamışken… Önce Muttalip… Ardından asansör..
Apartmanın kapısından çıkacakken, Kapıcı Ruhi… Gözlerinde gecikmiş bir yakıt parası talebi, bende bozuk yok. Benim için o sırada olay yerinde Kapıcı Ruhi de yok… Yürüdüm…
Bir sokak ilerdeki bakkala gitmek zorundaydım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: