Articles

Düşünce Özgürlüğü ve Ayrımcılık

In alıntı, ayrımcılık, chp, düşünce özgürlüğü, derin düşünce, fikir özgürlüğü, sol görüş, türk solu on Eylül 24, 2009 by yusufmirza

Ahmet Hakan Hürriyet gazetesinde yayınlanan dünkü yazısında, Türk Solu dergisinde Gökçe Fırat tarafından sarf edilen aşağıdaki sözleri eleştirmiş ve savcılığı göreve çağırmıştı:
“Her Türk, alışverişini Türk’ten yapmalı. Kürt’e aktarılan para PKK’ya gider.
Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Şehri istila eden Kürtler, kendi dillerini hakim kılmaktadırlar.
Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir. Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır.
Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir.
Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenekon ’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır.”

Hürriyet gazetesinde bugün yayınlanan yazısında aynı konuya değinen Ali Atıf Bir, Ahmet Hakan’ın gösterdiği tepkiyi hatırlatıyor ve şu yorumu yapıyor:

Gökçe Fırat’ın kışkırtıcı rolü üstlendiği, akıllara kışkırtıcı virüsler gönderdiği o kadar açık ki ilk bakışta Ahmet Hakan’a helal olsun diyorsunuz. Ama sonra düşünüyorsunuz..
1970’lerden bu yana radikal dinci gazete ve dergilerde ‘sadece dindarlardan alışveriş yapın, içki satan kafirlerden alışveriş yapmayın, dindar dershaneleri, okulları, üniversiteleri, bankaları türbanlıları çalıştıranları tercih edin, çok çoğalın Müslüman yetiştirin diyen ve demeye getiren çok sayıda ‘kışkırtıcı’ yazı okudum..

Ali Atıf Bir farklı sosyal grupları antidemokratik unsurlar olarak değerlendiriyor olmalı. Halbuki özgür bir toplumda, bir birey, herhangi mensubiyet ya da bağlılık ilişkisi gereği, istediği yerden alışveriş etme(me)ye, dahası, kendisi gibi düşünenleri (ve hatta düşünmeyenleri) de aynı şekilde davranmaya çağırmakta özgürdür.
Türkiye’deki İslami kesimin de (dünyanın farklı yerlerinde müslümanlar arasında olduğu gibi) bu tür rezervasyonları var. Ancak bütün bunları, Türk Solu dergisi’nde yazılanlarla nitelik bazında bir tutmak mümkün değil. Çünkü, alışveriş yaparken bir insanın içki satılmayan yeri tercih etmesi başkadır, hiçbir yerde içki satılmasın demesi başka. Ticaretini kendisi gibi düşünen insanlarla yapması başkadır, bizim gibi düşünmeyenlere ticaret serbestisi tanınmasın demek başka.
Bu açıdan, Türk Solu dergisinde yer alan “Her Türk alışverişini Türk’ten yapmalıdır” ifadesinde de sorun yok. Irki mensubiyeti marifet zanneden bazı insanlar, bu tür önerileri önemli bulabilirler. Ancak, ‘Kürt’e aktarılan para PKK’ya gider’ şeklindeki ifade, her Kürt kökenli vatandaşımıza terörist demek anlamına gelir ki, bu tür anlamsız düşmanlıkların ve genellemelerin savunulacak bir yanı yoktur.
Bu davranış şekilleri arasındaki farkları görmek çok da zor olmasa gerek. Özgürlüğü özümsemiş bir toplumda, sokakta rastgele çevireceğimiz herhangi bir kişi ile bu iki tavır arasındaki farkı izah edebilir. Ülkemizde ise, büyük bir gazetede ‘tüketici’ eksenli yazılar yazdırılan bir insan, bu farkı anlayabilmiş olmak bir yana, cehalet izharını marifet zannede zannede ‘müdahale’ çağrısında bulunuyor.

Derin sular.com dan alınan makale

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: