Archive for the ‘kenan imirzalıoğlu bilinmeyenler’ Category

Articles

Kenan İmirzalıoğlu Hakkında

In 1995,deli yürek dizi sözleri,evde öğrenen adam,ezel dizisi,kenan imirzalıoğlu,kenan imirzalıoğlu bilinmeyenler,kenan imirzalıoğlu hayatı,ordan burdan,osman sınav on Nisan 5, 2010 tarafından yusufmirza

Doğumda çiçek yollayanlardan değil, getirenlerden. Cenazede kısa mesaj değil, tabuta omuz atanlardan. ‘Hallederiz’ci, ‘sağlık olsun’cu, iç açan, kuş gibi hafifleten, güven verenlerden…
document.write(); İnsan evde öğrenir böyle şeyleri. Anasından babasından öğrenir vicdanı, hakkı, hukuku. Ev halinin doğal ritminden öğrenir saygıyı, adabı, ölçüyü… Hem düğün hem cenaze kalabalığını ağırlamış evin salonunda öğrenir dayanışmanın insanı nasıl zenginleştirdiğini, ayakta kalmayı, sevdiklerinin değerini, bir ömrün ne manaya gelebileceğini. Çay, çorba kaynatılan kalabalık bir mutfakta öğrenir sırasını bilmeyi, sebat etmeyi. Aynası kırık banyoda tıraş olurken ansızın öğreniverir ne kadar da babasına benzediğini. Bir yaz akşamı tüm ailenin toplandığı bir masada herkes bir espriye gülerken katıla katıla, öğreniverir şükretmeyi, emsali olmayan böyle bir huzura sahip olduğu için teşekkür etmeyi… İnsan evde öğrenir. Yoksa, sonradan zor…
İşte
Kenan İmirzalıoğlu ‘evde öğrenmiş adam’dır her şeyden çok. Üzerinde karpuz yediği gazetede ilanını görüp başvurduğu modellik yarışmasında birinci seçilmesinden şimdi gazetelerin birinci sayfalarına uzanmasına, yol parası bulamadığı günlerden emlak zengini oluşuna, Ankara’nın küçük köyü Üçem’den çıkıp Cihangirlilere komşu olduğu günlere uzanan yollar değildir onun hayat hikâyesinin omurgası. O, en çok evde öğrendikleridir. Yoksa, nedir yani, çalışırsın kazanırsın, ev de alırsın, araba da, bey de olursun, kral da. Önemli olan galiba, piştiğin fırından çok, hamurun, mayan… Kenan İmirzalığlu da her söyleşisinde dile getirdiği üzere, şımarmadıysa bu ilgiden, ‘büyük ikramiye çıkmışa’ dönmediyse bu sevgiden, başı dönmediyse şöhretten, hep bu ‘evde öğrendiklerinden’dir. O söylemese de anlarız merhametli, cömert, çalışkan bir adam olduğunu.

Üzerine ‘koymayı’ bilmek de, bunu öğrenmek de maharettir ayrıca. Üzerine koymayı bırakın, alanları çok görmedik mi üç kuruş kazandıktan, muhit değiştirdikten, arkadaş, eş dost yeniledikten sonra. Üzerinden ala ala tükenenlerin günahı açgözlülük ve kibirdi. O öyle yapmadı. Yeni arkadaşları da oldu, yeni evleri de, arabaları da. Ama bir şey değişmedi. ‘Deli Yürek’ zamanı arabasını götürdüğü tamircide, çıraklar dahil herkesle el sıkışıp selamlaştığı, hal hatır sorduğu, masalarına oturup çay içtiği anlatılırdı. Şimdi de, ne kadar işi olursa olsun fotoğraf çektirmek isteyen hayranına üzülür diye ‘hayır’ diyemediğini kendisi anlatıyor işte.
Bir hali geliyor aklıma. ‘
Son Osmanlı Yandım Ali’den sonra, Beyaz Show’da Cansu Dere’nin falan da katıldığı bir programda Beyaz’la ‘Osmanlı tokadı nasıl atılır, öyle mi böyle mi?’ dalaşına giriyorlar, Beyaz’ın hazırladığı mizansende karşılıklı itiş kakış oluyor, dekor yere düşüyor, sandalyeler uçuyor… Neyse, öpüşüp koklaşıp bitiriyorlar stüdyoyu yerle bir etmeden. Ve sonra Kenan İmirzalıoğlu yerine geçerken düşen sandalyeyi alıp düzeltiyor! İtiş kakışta yere düşen sandalyeyi masanın arkasına koyuyor! O hareket çok önemli. Belli ki kibarlık olsun diye yapmıyor, refleks olmuş böylesi. ‘O dekorun bozuluşunda benim de payım var’ fikriyle düzeltiyor.
‘Çok büyüttün’ demeyin, etraf değil sandalye, burnu düşse almayan adamlarla dolu. Restoranda garsona arıza çıkarmayan, masada tuz yok diye adam paylamayıp bir zahmet yan masadakine uzananlar bu adamlardan çıkıyor işte. Teşekkür ya da rica etmeyi biliyorlar. Özür diliyorlar, affediyorlar.
Geçen hafta ‘
Yetenek Sizsiniz Türkiye’ye şarkı söyleme niyetiyle bir genç arkadaş katılmıştı. ‘Üç hayır’la gitmeyi hazmedeyip tekrar söylemeyi talep etti, ‘babası zenginler’deki o tuhaf özgüven, o aksanlı Türkçe’yle… Ait olduğu küçük zümreyi tüm dünya sanmanın, sabır zorlamanın, içten bir la havle çektirmenin âlâsını temsilen orada duran bu arkadaş, İmirzalıoğlu’nun sandalye düzeltişinin aksini temsilen de oradaydı sanki. ‘Evde öğrenememişler’i temsilen laf yetiştiriyordu. “Allah karşılaştırmasın” der babaannem.
Kenan İmirzalıoğlu’ysa ‘Allah nasip etsin’lerden… Sanki başınız sıkışsa arayabileceğiniz, borç isteyebileceğiniz bir arkadaş. Ne kadar ünlü olursa olsun, dar günde yetişeceklerden, saat kaç olursa olsun kapısı çalınabileceklerden, yarım ağız sormadan ikramda bulunacak, teklifsiz temiz çarşaf sereceklerden. Doğumda çiçek yollayanlardan değil, getirenlerden. Cenazede kısa mesaj atanlardan değil, tabuta omuz atanlardan. Düğünde son anda işi çıkanlardan değil, halay çekenlerden… ‘Hallederiz’ci, ‘canın sağolsun’cu, ‘sağlık olsun’cu, iç açan, kuş gibi hafifleten, güven veren…
Ama bütün bunları yapacağı insan olmak, dostu, sevgilisi olmak da kolay değil. Haklı olarak, ‘Vitrinine değil iklimine’ gelecek insan arıyor. Yani, şu sıra tüm kadınların hayalini süsleyen bu heybetli, omuzlu, sırtlı, koca elli, koca ayaklı, koca burunlu adama ulaşmak için ‘samimi’ olmak gerek. Varlıklı, güzel, seksi, zeki falansanız ve bunların yeterli olacağını düşünüyorsanız, şansınızı zorlamayın derim.
Ve bütün o kadınlar niye bu adamın sevgilisi olmak istiyor, niye hayatında Kenan İmirzalıoğlu gibi bir adam, bir ‘yiğit’, bir ‘delikanlı’ olsun diye çırpınıyor biliyor musunuz? Çünkü artık ‘evlerde’ böyle çocuklar yetiştirilmiyor. O kadınlar kendileri dahil böyle oğullar doğuramıyor. İnsanlar çocuklarını yetiştirirken özgüveni, yaratıcılığı bol koyuyor da görgüyü, efendiliği, adabı koyarken elini korkak alıştırıyor. Ne diyelim; Allah, Kenan İmirzalıoğlu’nu ailesine ve dostlarına bağışlasın. Onlar yeter…

Bir ‘bey oğlu’
* 18 Haziran 1974, Bala doğumlu. Zübeyde adında bir ablası ve Derviş adında bir abisi var.
* Sıkı bir Metallica hayranı. Iron Maiden, Sepultura, White Snake’den başka caz, Türk sanat müziği ve türkü de seviyor.
* Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü’nü bitirmiş.
* 1995’te Best Model of Turkey ve Best Model of the World seçilmiş. Osman Sınav’ın ısrarıyla oyunculuğa başlamış.
* Hacı Abdullah Lokantası’nı seviyor.
* Çok çay içiyor. Evde kendi özel harmanı olan çaydan başkasını tanımıyor.
* Tatil için Assos gibi sakin yerleri tercih ediyor.
* Ayakkabı numarası 46.
* Galatasaray taraftarı.
* Canı sıkılınca açıp Kur’an okuyor.
* Soyadı ‘bey oğlu’ anlamına geliyor.

                                                      30/01/2010RadikalCumartesi                                                                     ELİF TÜRKÖLMEZ (Arşivi)
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.